Kısa Mısır Notları 2

Han el-Halili

 

Han el-Halili, Kahire’nin en büyük tarihi çarşısı. Bir nevi bizim Kapalı Çarşı (ya da Mısır Çarşısı). Eski Mısır’a veya Arap kültürüne ait bi sürü incik boncuk, heykel, hediyelik eşya vb satılıyor. Çarşının Memlükler’e kadar uzanan bir geçmişi var ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde de Türk Çarşısı olarak biliniyormuş. Han esnafı korkutucu derecede ısrarlı. Yanlarından sakince sıvışmak namümkün.

Ama pazarlık yapmak çok keyifli. 200 dolarla başlayan pazarlık, 20 dolarla bitebiliyor:)

Çarşının içindeki kahvelerde nargile çok yaygın. Mısırlı erkekler kadar kadınlar da nargileyi seviyor. Yazar Naguip Mahfouz’un oturup kitaplarını yazdığı ve artık onun ismiyle anılan kahvede oturup naneli çay içtik. Burada om ali gibi yerel tatlılar, gül esanslı muhallebi yiyebilir, anasonlu türk kahvesi içebilirsiniz. Naneli çayı pek beğenmedim, nane aroması fazlaydı benim için. Belki nane yapraklarını daha az tutmam gerekiyordu çayın içinde, o zaman makul bir aroma elde edebilirdim. Anasonlu kahveyi ise benden başka beğenen olmadı sanırım. Karakteristik ve derin bir tadı vardı, Türkiye’de bulursam alırım. Gül esanslı muhallebi de pek bana göre değildi ama om aliyi tavsiye ederim. Bademli, fındıklı, hindistan cevizli ılık bir muhallebi.

Nil hakkında anlatılacak çok şey var. Tek başına bir yazı konusu olmayı hakediyor. 5000 yıllık geçmişe sahip Mısır medeniyetinin en önemli kaynağı. Zamanı yıllara, mevsimlere bölebilen Eski Mısırlılar tüm hesaplarını Nil’e göre yapmışlar. Ülkenin şu anki yüzölçümünün %90’ını çöl oluşturuyor, geri kalan %10’luk alan da yerleşim yerlerinin kurulduğu bölge ve önemli oranını Nil kıyıları oluşturmakta. Nil Nehri Kahire’nin de ortasından geçiyor. Şehir merkezinde nehir kenarında yer alan caddeler temiz ve güzel. Nehir üzerinde gezen beyaz yelkenlilerin ismi felucca. Feluccalarla nehirde kısa bir gezinti yapmak mümkün.

Aswan

 Ülkenin en güneyinde yer alan Abu Simbel’e Aswan aktarmalı olarak gidilebiliyor. Aswan’da ayrıca ülkenin en önemli barajı yer alıyor. Aswan Barajı, Nil’in taşmasını önlediği için hayati öneme sahip. Aswan’da nehir ve çöl birbirine çok yaklaşıyor, neredeyse çölden bir avuç kum alıp nehre atabilirsiniz. Ülkenin bu güney bölgesinde yaşayanların teni çok daha koyu. Abu Simbel ve Aswan’da gezerken, Kuzey Afrika’da olduğumuzu tekrar hatırladık. Bir de benim şahsi görüşüm, buradaki halkın daha saygılı ve samimi olduğu yönünde. Satıcıların hiçbiri Kahire’dekiler kadar ısrarcı değil.

Abu Simbel Tapınağı

“My name is Ozymandias, king of kings:

Look on my works, ye Mighty, and despair!”

Nothing beside remains. Round the decay

Of that colossal wreck, boundless and bare

The lone and level sands stretch far away.”

İşte Abu Simbel’e geliş nedenimiz.. Bu devasa tapınağı megalomanlar megalomanı Ramses II yaptırmış. Sanırım Ramses II, kendisi için en fazla tapınak ve heykel yaptıran firavun. Gezdiğimiz o kadar çok yerde karşımıza çıktı ki… Ülkenin en güneyine kadar gelip bu kadar heybetli bir tapınak yaptırmasının sebebi de hakimiyetini ve yenilmezliğini güneydeki halka unutturmamakmış.

Tapınağın girişinde Ramses’in dört heykeli yer alıyor. Heykellerden birinin kafası ve gövdesinin bir kısmı düşmüş fakat düşen parçayı da düştüğü yerde, heykelin ayaklarının dibinde muhafaza ediyorlar. Tapınak kapısının üstünde yer alan tanrı, büyük tanrı Ra’nın kendi güçlerini devrettiği ve artık Ra-Haraktae’ye dönüşmüş olan Horus. Ra-Haraktae, bulunduğu yerden tapınağı koruyor.

Ramses II, karısı Nefertari’yi de unutmamış ve firavunlar tarihinde bir ilk olarak karısı için de bir tapınak yaptırmış. Tabii ki kendisininkinden çok daha küçük bişey hazırlatmış. Zaten dayanamayıp girişteki 6 heykelin 4’ünü yine kendisi için yaptırmış. Karısına 2 heykel bırakmış:)

Yukarıdaki resimde iki Ramses heykelinin arasındaki Nefertari daha net görünüyor. Bize aktarılanlara göre Ramses karısını çok severmiş. Ona olan sevgi ve saygısını da bu tapınakla ifade etmiş.

 


Reklamlar